Mesudiyeliler Birliği Hizmet Vakfı


OSMANLI KUTSAL DEĞERLERİNE KÜFRETTİRMEDİ
Hürriyet; elindeki imkanları başkalarına zarar vermeyecek şekilde kullanmaktır. 
İlk önce, düşünce ve ifade özgürlüğünün de, her özgürlük gibi sınırlarının bulunduğu, bulunması gerektiği bilinmelidir. Yine bilinmelidir ki, eleştirmek ile hakaret etmek ve kışkırtmak da aynı şey değildir. 

Bu durum, Batılılar tarafından çok iyi bilinmekte dün olduğu gibi bugün de kendileri için kullanmaktadırlar. Danimarka’da bir gazetede Hz. Muhammed’e (s.a.v) hakaret eden on iki adet karikatür yayınlandı.

Bu karikatürlerde yüce Peygamberimiz, fizyolojik olarak çirkin, vahşi, kan dökücü, terörist ve şehvet düşkünü olarak resmedilmişti.


Bu tür yayınları ve hakaretleri biz daha önce de görmüştük. Osmanlı Devleti’nin son döneminde Hz. Muhammed’e (s.a.v) yapılmak istenen bir hakaretin hikayesi şöyledir; 
Osmanlı Devleti’nin en zor günlerinde Fransa’da 1890 yılında Fransız Akademisi üyelerinden Marki de Bonnier “Muhammed” isimli bir oyun yazarak Comedie Français’de vermiştir. Prova aşamasındaki oyundan Osmanlı Padişahı Sultan II.Abdülhamid Han’ın haberi olur. 
Bu oyunda Hz. Muhamed’in rolü, Onun manevi şahsiyetini, Müsmümanları ve İslam Dini’ni küçük düşürücü bölümler içeriyordu. “Halife-i Müslimîn” sorumluluğu ve devrinin en büyük siyaset adamı olarak Sultan II.Abdülhamid olaya el koydu. Durum Paris Sefiri Salih Münir Paşa vasıtasıyla Fransa Cumhurbaşkanı Carnot’a iletildi. Cumhurbaşkanına nüfuz edilerek oyunun oynanması engellendi. Rivayete göre Sultan II. Abdulhamit Han, bunun karşılığında Fransa Cumhurbaşkanı’nı memnun etti.

Bu durumdan haberi olmayan ve merkezi Liverpol’da bulunan Encümen-i İslam Cemiyeti II. Başkanı Ahmed Refiüddin Sahib Times gazetesinde bu oyunun sakıncaları hakkında bir reddiye yayınladı. Kendisine cevap veren bir yazıdan dolayı ikinci bir reddiyeyi de yayınladı.1 

Daha sonra oyunun oynanmasının Osmanlı Padişahı tarafından engellendiğini öğrenen Ahmed Refiüddin Sahib, Padişah’a hitaben bir teşekkür mektubu gönderdi.2 

Papa 16. Benedik önce Müslümanlara hakaret etti, daha sonra 20.09.2006 tarihinde yanlış anlaşıldığını beyan etti. 

Müslümanlar Papayı yanlış anlamadı, zaten geçmişten beri hep yanlış yapıyorlardı.

Dünden bugüne değişen bir şey yok.  Batı yine aynı Batı. Tarih tekerrürden ibarettir, ancak görene, lakin köre ne. 


KAYNAK :
1-Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Yıldız Esas Evrakı Nu:51/113. ayrıca bakınız; Başbakanlık Osmanlı Arşivi,YPRK.EŞA, Nu:12/23, 18/12. 

2-Başbakanlık Osmanlı Arşivi, YPRK.EŞA, Nu: 12/28. 






 


Yazar: Yaşar CELEP
Tarih: 2012-09-17


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Mesudiyeliler Birliği Hizmet Vakfı
http://www.mesvak.org.tr

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.mesvak.org.tr/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=218