Mesudiyeliler Birliği Hizmet Vakfı - Köşe Yazıları 

 
 Menü 
 Ana Sayfa
_SOMRESTRICTEDMEMBERS İçerik
 Mesudiye Haberleri
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Haber Gönder
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Forumlar
 Konular
 Anketler
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Ziyaretçi Defteri
 Mesudiyeli Firmalar
 Mesudiye Haritası
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Şiirler
 Mesudiye Videoları
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Kan Bankası
 Üye Menüsü
 Bilgileriniz
 Özel Mesaj
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Üye Listesi
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Bağlantılar
 Extra
 En İyiler
 İletişim
 Erişim
 Türkülerimiz
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Bağlantılar
 Destek
 Arkadaşına Haber Ver
 

 GÜNCEL HABERLER 
 

 Ziyaretçi Defteri 
1:TEBRİK (hsyn)
2:TEBRİK (yasarcelep)
3:Tebrikle... (BISBIS)
4:tebrik v... (maksu)
5:başarı... (kemalozdemir)
6:Karayaka... (herdogan)
7:mollaosm... (mollaosman)
8:KURBAN B... (sonmez)
9:KURBAN B... (YAVUZSENER)
10:MESVAK Y... (sonmez)

[ Tm Mesajlar ]
 


Bir Uygur Masalı
Dt.Hüseyin Erdoğan
Dt.Hüseyin Erdoğan

Tarih: 24 Nisan 2008 Perşembe




...KAMLANÇU ülkesine bahar gelip de kuşlar ötüşmeye başlayınca, ağaçlarda ve yerlerde çiçekler açınca Yüzbaşı Burkay yine o büyük çam ağacının yanına geldi.
Parlak bakışlı,ay yüzlü kızı orada gördü.
Yüreğine od düştü.
Yeryüzü gözüne karanlık oldu.
Ona yaklaşıp şöyle Dedi:
“Yüzün aya benziyor.
Kaşın yaya benziyor.
Gözlerin yeşil alası.
Saçların arslan yelesi.
Yürüyüşün turna gibi.
Salınışın suna gibi.
Hangi yerden kaynaktansın?
Hangi boydan,oymaktansın?”


Parlak bakışlı,ay yüzlü kız bir şey söylemedi.
Yalnız gözlerini kaldırarak Burkay’a baktı.
Bu bakışla onun kanını kaynattı.
Yüreğini Oynattı.
İçine od düştü.
Yeryüzü gözüne karanlık oldu.
Kıza şöyle dedi:

“Bakışların ışık mı?
Saçların sarmaşık mı?
Yıldız mısın,güneş mi?
Alev misin,ateş mi?
Neden sessiz bakıyorsun?
Beni niçin yakıyorsun?
Çiçek gibi her bir yanın.
Söyle nedir adın,sanın?”


Parlak bakışlı,ay yüzlü kız bir şey söylemedi.Gülümseyerek Burkay’a Baktı.Bu bakışla onun aklını başından aldı.Yüreğini derde saldı.İçine Od düştü.yeryüzü gözüne karanlık oldu.Kıza şöyle dedi:
“Beni niçin Üzüyorsun?
Gözlerini süzüyorsun.
Kirpiklerin paralıyor.
Bakışların Yaralıyor.
Rengin sanki çiçekten?
İster darıl,ister kız.
Tek adını söyle kız! "


Parlak bakışlı,ay yüzlü kız gözlerini Burkay’ın gözlerine dikti. Kayalardan dökülen suların,kırlarda esen rüzgarın,ormanda öten Kuşların sesinden daha güzel sesiyle şöyle dedi:
“Beşbalık’ta doğdumsa da Karluk kızıyım.
Nice erin yüreğinde saklı sızıyım.
Yüreğine od düştüyse zorlayıp söndür.
Bilen bilir;adım,sanım: Açığma-Kün’dür.
Ölmemeyi istiyorsan yaklaşma bana.
Belam çoktur,görünmeden dokunur sana..."


Burkay’ın yüreğine od düştü.Yeryüzü gözüne karanlık oldu.İyi Yürekli kişi idi.Tanrı’ya ve insanlara karşı suç işlememişti. Tapınacağa gidip Tanrıya yalvardı;
“Tanrım! yüreğimdeki odu Söndür”dedi.

Kırk gün büyük çam ağacının yanına gitti.Her gidişte Açığma- Kün’ü orada gördü.Her gidişte içindeki ateş yalazlandı.Her dönüşte Tapıncakta Tanrı’ya yalvardı. Her yalvarıştan sonra bir daha çam Ağacının yanına gitmemeye karar verdi.Fakat güneşin her yeni Doğuşunda kızın hasretine dayanamadı.Verdiği kararı unutup Çam ağacının yanına geldi.Kızın yeşil ala gözleriyle büyülenip Kendinden geçti.

Kırk birinci gün çam ağacının yanına gelince kızı bulamadı.Gözleri Bulandı.Yüreği yandı.İçi sıkıntıyla doldu.Gün batıncaya kadar bekledi. Açığma-kün gelmeyince onu çam ağacına sordu.Ağaç ah edip ağladı:
“Onu ben de bekliyorum.Artık gelip bana yaslanmayacak”dedi.
Yaprakları dökülüp kurudu.
Uçan bir Akdoğan görüp ona sordu.Akdoğan ah edip ağladı;
“Onu ben de bekliyorum.Artık gelip beni koluna almayacak”dedi.
Kanatları çırpmaz olup otlara düştü;öldü.
Yeşil otlara sordu.Otlar ah edip ağladılar:
“Onu biz de bekliyoruz.Artık gelip bizi çiğnemeyecek”dediler.Yanıp duman oldular.

Burkay bezginleşip yerine,yurduna döndü.Açığma-kün’den başka Bir şey düşünmez oldu.Tapıncağa gidip yalvardı olmadı.Ekşi kımız İçip esridi,kar etmedi.Tatlı şarap içip kendinden geçti,fayda vermedi. Kağan savaş açınca o da katıldı.Ölmek için atına zırhsız bindi.Oklar Sağından,solundan uçtu;biri değmedi.Kalkansız,tulgasız vuruştu. Kılıçlar sağından,solundan geçti;biri vurmadı.

Yine yurduna döndü.Açığma-kün’den başka bir şey düşünmez oldu. Benzi sarardı.Hasta olup yatağa düştü.Burkay’ın iyi yürekli bir evdeşi Vardı.Erkeği iyi olsun diye okuyucular,bakıcılar,kamlar,baksılar getirtti. Hiçbir ilaç,hiçbir dua,hiçbir büyü fayda vermedi.Günden güne eridi, Soldu,bitti.Ölecek hale geldi.
Bir gece Açığma-kün’ün adını sayıklayınca kadın işi anladı.
Bütün Kamlançu’ya adamlar çıkarttı.Kırk gün aradılar,taradılar.Açığma-kün bulunmadı.
Bir gün ihtiyar,çirkin bir büyücü kadın geldi.
“Bunun derdine ancak Kilimbi çare bulabilir.O şeytanların akıllısıdır”dedi
Burkay’ı şeytan Kilimbi’ye götürdü. Burkay ona yüreğini açtı.Sevdiği kızı anlattı.
”Bana onu verirsen senin ordunda çeri olurum”dedi.
Kilimbi başını salladı:
“Yüreğin büyük derde girmiş.Kurtulmak zor.Buna çareyi bulsa bulsa şeytanlar başı Madar bulur”dedi.
Şeytanlar başı Madar’a gittiler.
Burkay ona yüreğini açtı.Sevdiği kızı anlattı.
“Bana onu verirsen senin ordunda çeri olurum dedi.
Madar,başını salladı.
“Gönlünü büyük belaya sokmuşsun”dedi.
Burkay’ın içi yandı.Gözü dumanlandı.
“Hiçbir çare yok mu?”diye sordu.
Madar,başını salladı.Ellerini açtı:”var” dedi.
“Eğer evdeşini götürüp Ejderler kağanı Naranta’ya kurban adarsan Açığma-kün’ü Kaybettiğin yerde bulursun.”

Burkay hiç düşünmeden kabul etti.Gözünü sevda bürümüş,kanına çılgınlık yürümüştü.Evdeşini Naranta’ya adak verdi.Naranta,onu öldürüp yedi.Kadın ölürken ellerini göğe kaldırıp beddua etti:
“Burkay iyiliğe kemlik ettin.
Tanrı seni bedbaht etsin.
Kıyamete kadar,dünyaya her gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkansın”dedi.
Tanrı bu dileği kabul etti.

Burkay,Şeytan Madar’ın dediklerini yaptıktan sonra çam ağacının olduğu yere gitti.
Kız gitti diye kuruyan çam yine yeşermişti.
Açığma-Kün onun gövdesine yaslanarak duruyordu.
Burkay yaklaşıp şöyle dedi:
“Nerde kaldın ay bakışlı?
Neden gittin inci dişli?
Senin için hasta düştüm.
Eller gezip dağlar aştım.
Artık bana varmazmısın?
Derdime em vermezmisin?
Gel,benim ol çiçek yüzlüm!
İpek saçlım,ışık gözlüm!"


Açığma-kün bir şey demedi.Büyülü gözlerle Burkay’a bakarak gülümsedi.
Burkay’ın aklı başından gitti.
Az kaldı kımız gibi eriyip akacaktı.
Kıza yaklaşarak sıkı sıkı tuttu.
Çiçek kokan yüzünü öptü.
Onu evine getirip eş edindi.
Fakat bununla derdi bitmedi.
Açığma-kün’ü her gün biraz daha çok sevdi.
Öpmekle doymadı.
Sevmekle kanmadı.
Uçan kuştan kıskandı.
Esintiden yüksündü.
“Sen insan değilsin.Peri Kan Katun’sun”dedi.
Sevgisi durulmadı.
Arzusu kırılmadı.
Öpmekle kanmaz oldu.
”Sen Peri Kan Katun değilsin. Tanrı Katun’sun” dedi.

Bir gün ihtiyar,çirkin büyücü kadın yine geldi.”Bunun derdine ancak Madar çare bulabilir”dedi.
Birlikte Madar’a gittiler.
Madar güldü.
“Sen Nızvanı cehennemine düşmüşsün.
Eğer o da sana bir defa seni seviyorum derse bundan kurtulursun”dedi.
Burkay yurduna döndü.
Açığma-Kün’e “Beni seviyormusun?”diye sordu.
Kadın,saçlarıyla onu sararak ne soracağını unutturdu.
Bir ay geçti.
Burkay “Beni seviyormusun?”diye yine sordu.
Kadın,kollarıyla onu sıkarak ne soracağını unutturdu.
Bir ay daha geçti.Burkay “Beni Seviyormusun?”diye yine sordu.
Kadın onu öperek ne soracağını unutturdu.
Böylece aylar geçti.Yıllar geçti.Burkay sevgiden çılgına döndü.
Izdırap ızdırap üstüne ,keder keder üstüne çekti.
Hekimler geldi ilaç bulamadı.
Baksılar geldi;çare edemedi.
“Seni ancak ölüm kurtarır.
Açığma-kün, Tanrı’nın sana bir cezasıdır”dediler.
Burkay büyük ızdıraplar içinde öldü.
Ölürken yine”Beni seviyor musun?”diye sordu.
Kadın onu saçlarıyla sardı,kollarıyla sıktı,öptü. Fakat bir şey demedi.
Burkay’ın Öldüğünü görünce gözleri yaşardı.İnci gibi yaşlar aktı.
“ Izdırap çekiyorum”diye inledi.
Fakat “ben de seni seviyorum “demedi.

Burkay ölmekle ızdıraptan kurtulmuş olmadı.
Her yıl bahar olup çiçekler açtıkça,
Açığma-Kün’ü görüp sevdiği çam ağacının yanında ruhu dolaşıyor.
”Izdırap çekiyorum.
Sen de beni seviyormusun?”diye inliyor.
O günden bugüne kadar bin yıl geçtiği halde Burkay her bahar orada ağlıyor.
Yanında duran Açığma-Kün
“Sus sus,ben de ızdırap çekiyorum”diye yanıp yakılıyor.
Fakat”Ben de seni seviyorum “demiyor ve yıllar böylece akıp geçiyor...


  
Dt.Hüseyin Erdoğan
herdent@mynet.com




Bu köşe yazısı 12712 defa okundu. Toplam 889 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Dt.Hüseyin Erdoğan ] - [ Yazarlar İndeksi ]

yorum
Bir Uygur Masalı
Gönderen: Mesor Tarih: 2008-05-06 11:13:07



Masal çok güzelmiş. Teşekkürler



!....

Anasayfa | Mesvak | Mesudiye | Beldelerimiz | Foto Galeri | Haberler | Forum | İletişim
Vakıf Merkezi : Ortabayır Mah. Mescit Sok. Nu:5 K:5 Kağıthane/İstanbul
Tel : (0212) 224 52 82 Belgegeçer:(0212) 224 52 83
 Bu Site Php-Nuke Portalıyla Yapılmakta Olup Tema & Grafik Dizayn : By HCBEN .
 >> BEYDERGİ [TS] Copright (c) 2008 all right reserved.